MEDYA KÖŞESİ

Hıncal Uluç, Özkök'ün hangi yazısına imrendi?

Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök'ün kaleme aldığı yazı için 'keşke ben yazsaydım' demiş. İşte, Hıncal Uluç'un 'imrendim' dediği yazı;

Hıncal Uluç, Özkök'ün hangi yazısına imrendi?

Sabah yazarı Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök'ün kaleme aldığı yazı için 'keşke ben yazsaydım' demiş. İşte, Hıncal Uluç'un 'imrendim' dediği yazı...

(...)Bir yazar olarak, çok az yazıya imrendim hayatımda.. Çok az yazıya "Keşke ben yazsaydım" dedim.. Ertuğrul Özkök'ün 15 Nisan Hürriyet'teki "Bu fotoğraf kalır" başlığı ile birinci sayfanın tepesinden anons edilen yazısı bunlardan biri..

O yazı da kalır Ertuğrul, o yazı da kalır.. Hem içeriği, hem anlamı, hem de üslubu ile kalır geleceğin siyasal, toplumsal ve edebiyat yazıları arasında kalır.. Yani duygularla gerçek bu kadar mı özümsenir, o gün olayları sabahtan akşama benim gibi canlı yayında izleyen milyonların duygularına bu kadar mı güzel tercüman olunur...

PEKİ ERTUĞRUL ÖZKÖK NE YAZMIŞTI?

Kasamdaki aşk mektupları

BU fotoğrafa iyi bakın. Hayatının belki de son günlerini yaşayan bu kadının yüzündeki ifadeyi, bakmakla yetinmeyin, inceleyin.

Kemoterapiden dökülmüş saçlarını göstermemek için başına örttüğü eşarba, boynuna taktığı o kırmızı fulara, "time out" (mola) işareti yapan eline bakın.


Çünkü bu fotoğraf, ülkemizde bir dönemin sembolü olacaktır.http://preview.hurriyet.com.tr/preview/image.aspx?picid=7770289

Portekiz'de silahın ucuna takılan karanfil neyse onun gibi bir şey.

Tiananmen Meydanı'nda tankın önünde duran genç neyse onun bu versiyonu.

Çünkü bu olayda, içinde vicdan denen şeyin zerresi kalmış her insana dokunan bir şey var.

Kimine, bütün hayatını toplumsal yardımlaşmaya vermiş bir kadına yapılan muamele dokundu.

Kimine, hayatı için mücadele eden bir kadına, kan verilirken yapılan muamele dokundu.

Kimine, hayatını Cumhuriyet nesilleri yetiştirmek için harcamış bir zamane "Çalıkuşu Feride"sine yapılan hoyratlık dokundu.

Bana ise o sözler:

"İnşallah aşk mektuplarımı da almamışlardır" şakası.

* * *

Kanserle mücadele ederken "time out" alıp, bu harikulade şakayı yapabilen insan.

Evi, terörist muamelesi yapılarak aranırken bu şakayı yapma gücünü koruyabilen bir insan.

Bu yaşında hálá aşk mektuplarını saklama cesareti olan bir kadın.

Aşk mektubu yazıp, aşk mektubu almış bir kadın.

Yani o saklanacak mektupların taşıdığı aşkları yaşamış bir kadın.

Bana işte bu dokundu.

Ne Ergenekon, ne bilmem ne.

Bana işte bu dokundu.

İşte o yüzden kimse bu fotoğrafın altından kalkamaz.

Er veya geç bu fotoğraf bir bumeranga dönüşür.

Bir bakarsınız, fırlattığınız o balta geri dönmüş, alnınızın ortasına yapışmış.

Leke olarak yapışmış.

* * *

Aklıma kendi aşk mektuplarım geldi.

Üniversite yıllarımda karıma Paris'ten yazdıklarım.

Onun bana yazdıkları.

İlerde beni aramaya gelen olursa, yerini şimdiden söyleyeyim, boşuna aramasınlar.

Evimde bir kasada duruyor.

Anahtarı karımda. İçinde birkaç tapudan başka bir şey de yok.

Anlayacağınız en kıymetli malımız o mektuplar.

İlhan Selçuk olup bitenin adını dün koydu:

"Ergenekon rejimi."

Bu yeni bir rejim.

Memleket, bütün aşk mektuplarından ve onların müelliflerinden kurtarılacak.

* * *

Ama, korku imparatorluklarının istiap haddi vardır.

Tanıdığım birçok insan o noktayı geçti.

Korkuyorlardı, artık korkmuyorlar. Telefonlarını "Hayırlı kayıtlar" diye açıp, dalga geçmeye başladılar.

Dinleyenlerin sinirini altüst edecek kadar kararlılar.

Korkunun aşıldığı nokta, direnişin start aldığı çizgidir.

Bundan böyle gözaltına alınacak herkes, o asri Ziverbey'lere göğsünü gere gere gidecektir.

Kimse yüzünü saklamayacaktır.

Çünkü artık herkes biliyor ki, yüzünü saklaması gerekenler Türkan Saylan'lar değildir.

Böyle anlarda ilk işaret fişeği sanatçılardan gelir.

Mehmet Ali Erbil.

Arkasından Tarık Akan.

Ve önceki akşam Genco Erkal.

Mütevazı hayatına epey katkısı olabilecek 60 bin liralık çeki, bir dakika düşünmeden, Türkan Saylan'ın başında bulunduğu derneğe bağışlaması var ya...

İşte o üçüncü işaret fişeğidir ve emin olun çok ciddidir.

Yolun sonu bellidir. Yarın onları da içeri almaya başlarsınız ve bir Amok koşusu başlar.

Bu koşudan herkes orasında burasında yara bereyle çıkar.

Kim yararlanır derseniz?

Bu hoyrat toz dumanın içine saklanıp kurtulacak olan darbeciler ve çete mensupları.
ÇOK OKUNANLAR
Yorumlar