Emine Bulut olayının ardından günlerdir televizyonlarda kadınlara yönelik şiddetle ilgili haberler, yayınlar falan yapılıyor.
Medya olarak ne kadar da duyarlıyız değil mi!
Yalan... Hepsi boş lakırtı.
Niye biliyor musunuz?
Kadına yönelik şiddete, tacize karşı en hassas olduğumuz
dönemde tuttu Kanal D haber, İrem Derici'nin sapığıyla röportaj
yaptı.
Peşini saplantılı bir şekilde bırakmayan "hayranı"nın tacizlerinden
bıkan ve gerçekten korktuğunu ifade eden İrem Derici şikayetçi
olmuş bu adamdan.
İfadesini alıp serbest bırakmışlar.
Kanal D de çok büyük haber yakalamış gibi, gidip adama
mikrofon uzatmış. Onunla da kalmamış "burası İrem
Derici'nin apartmanı" diyerek bayaa açık adres
vermiş.
Neyin kafası bu anlamak mümkün değil.
Daha da beteri var! Haberde kullanılan görsel...
İşte bu medyanın kadına yönelik şiddet ve tacize bakış açısını
aleni göstergesi. Bir yanda tacizciyle yapılan röportaj
verilirken bir yanda da İrem Derici'nin kırmızı dekolteli bir
elbiseyle fotoğrafı var. Benzer kırmızı elbiseli bir
fotoğrafı Sabah gazetesi de kullanmış haberinde.
Fotoğrafa bakınca "kadın da çok davetkarmış canım"
dedirtecek bir imaj oluşturulmuş resmen.
Medyanın bu konularda ne kadar iki yüzlü olduğunu
biliyoruz zaten. Ama bu kadar da gözümüze sokmayın be
kardeşim!
Sapıklara, tacizcilere mikrofon uzatıp daha da cesaretlendirmenin
anlamı ne?
Habercilik mi bu? Şimdi bu kız ne kadar isyan etse haklı değil
mi?
Yarın başına bir şey gelse "taciz" haberine
kırmızı dekolteli elbise fotoğrafı konduranlar, tacizciyi ekrana
çıkaranlar hiç sorumluluk hissetmeyecek, utanmayacak mı?
Ben söyliyeyim; Ne yazık ki
utanmayacak!
BAKANA DEĞİL HEYETEYMİŞ MEĞER!
Mardin Belediyesi'ne atanan kayyumun bakanlara aldığı hediyeler, faturalarıyla birlikte medyaya yansıyınca baya bir ses getirdi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu böyle bir hediye almadığını söyledi.
Muharrem Sarıkaya da Mardin kayyumu Mustafa Yaman'la konuştu. "600 liralık hediye olur mu?" diye sorunca Yaman'ın verdiği cevap muhteşem: "Daha fazla da olabilir."
Yani Mardin bu faturayla ucuz yırtmış demek ki! Ne kadar sevinseler az!
Mardin Belediyesi'nin kasasından "bu kadar yüksek
tutarlı hediye nasıl oluyor da çıkıyor?" diye merak
etmemize de hiç gerek kalmadı.
Mustafa Yaman'ın açıklamalarından anlıyoruz ki meğer bunlar
Bakanlarla birlikte gelen heyetlere, genel müdürlere, daire
başkanlarına dağıtılıyormuş. Gerekçe de hazır: "Çünkü
adamın bir hizmeti oluyor, sonrasında bir ihtiyacın oluyor; falan
bir yere bir köprü lazım diyorsunuz daire başkanına, bu şehre
hizmet ediyor adam"
Ben Mustafa Yaman'ın açıklamalarını okuyunca itiraf edeyim içimi kesif bir karanlık kapladı.
Bir şehre hizmet yapılsın diye, bir şehrin ihtiyacı görülsün diye zaten bunu yapmak için devletten maaş alan daire başkanlarına, genel müdürlerine falan hediyeyle iş yaptırır hale geldiysek, bir de bunu iyi bir şeymiş gibi anlatıyorsak vah başımıza gelenler vah!
RASİM OZAN YAKINDA "BEKA MESELESİ" OLURSA ŞAŞIRMAYIN!
Rasim Ozan Kütahyalı Beyaz TV'den tekrar gönderilince medya camiamız ikiye ayrıldı. Bir kesim "aman iyi oldu" diyor, diğer kesim "ROK bir şansı daha hakediyor" diyor.
Rasim Ozan'a destek verenler de bunu mutlaka, Boşnaklar'la ilgili sözlerin yanlış olduğu şerhini düşerek yapıyor.
Dün Ersoy Dede "Hakkını teslim etmek lazım. 7 Şubat kepazeliği, 17 Aralık darbe girişimi, Faşist Gezi kalkışması ve elbette 15 Temmuz’daki duruşunu bugün ‘makbul’ gördüğünüz pek çok yazar göstermedi." diyerek Rasim Ozan Kütahyalı'ya destek oldu.
Bir insanın hakkını tam teslim edeceksek eğer, eğrisiyle
doğrusuyla, günahıyla sevabıyla konuşmak, değerlendirmek
gerekir.
Mesela benim aklıma "hakkını teslim etmek" deyince
hemen Rasim Ozan Kütahyalı'nın "Bu memlekette birgün
Zekeriya Öz'ün heykeli dikilecek" sözleri geldi.
Bugün de Hüseyin Gülerce yazmış.
"Mesele Rasim Ozan değil sen hala anlamadın mı?"
tadında bir yazı.
Gülerce diyor ki; Rasim Ozan’a uygulanan linç kampanyasının
bir örneği yok!
Yanılıyor! Çok daha beteri var.
Güner Ümit, 1990'lı yıllarda sunduğu Turnike adlı yapımla izlenme
rekorları kırıyordu. Canlı yayında "Yoksa siz Kızılbaş
mısınız?" dedi ve Alevilerden gelen tepkiler nedeniyle
ekranlara veda etti.
Adam silindi gitti. Bir daha ekran yüzü
göremedi.
Gülerce diyor ki; Mesele Rasim Ozan Kütahyalı meselesi değil.
Mesele AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na karşı bir cephe daha açma
meselesi.
Vay arkadaş Ne ROK'muş!
Farkındaysanız iş beka meselesine doğru gidiyor.
Yarın da bir yazar çıkıp "mesele Rasim Ozan değil, ülkenin
beka meselesidir" falan derse şaşırmayacağım.